16 Ağustos 2016 Salı

Ne zaman geçecek bu bilmiyorum. Hani diyorum tamam bitti, gitti, geçti benden artık. Sonra youtube'da şans eseri açtığım şarkı beni götürüyor 1 sene öncesine. Çok şey yaşadım, gördüm. Ağladım daha önce de birileri için. Yine yerle bir oldum çoğu zaman. Ama hiç böylesi olmadı biliyor musun? Ben kimseye bile bile yenilmedim çünkü. Kimseye bu kadar açık oynamadım kartlarımı. Kimseye sana gösterdiğim kadar kendim olmadım ben. Ben kendimi bir sana açtım en derinime kadar. Kendimle konuşmadığım ne varsa geldim senle konuştum her defasında. Sen benim ellerimden tuttun, dedin ki "Seninle bir yolculuğa çıkacağız Asel. Bu yol çiçeklerden çimenlerden ibaret değil; dikenli, taşlı bir yol gideceğimiz. Arada bir güneş çıkacak gökyüzünde sakın aldanma hemen ardından gelecek kara bulutlar içinde yağmuruyla, karıyla, dolusuyla. Üşüyeceksin." Sözünü kestim hemen orda. Dedim "Ben yağmuru severim, ben kışı çok severim." Susturdun beni. "Bildiğin sulara, alıştığın soğuklara benzemeyecek ama." dedin. "Dizlerin kanayacak, düşeceksin ve yine benim elimi tutmak isteyeceksin. Ben bırakamayacağım seni, kaldıracağım ayağa ama aklım hep çiçekli çimenli yollarda olacak. Yanımda dünyanın en güzel çiçeğinin benim uğruma dikenli yollarda solup gittiğini göremeyeceğim bir türlü. Sonra yolun sonuna geleceğiz seninle. Tam bitti derken bir bakacaksın yolun sonu uçurum. 'Ne yapacağız?' diyeceksin. Geri dönsek taşlı dikenli yollar, bir adım daha atsak uçurum işte. Hala ellerimi tutuyor olacaksın. En çok da ona şaşıracağım ya. 'Ben uçuruma bile isteye sürükledim neden hala ellerimi bırakmıyor?' diyeceğim. Sanki uçurumdan düşmemden korkuyor gibi tutacaksın çünkü ellerimi. Kendine dönüp bakmayacaksın bir kere bile. Susuz kalmışsın, yaprakların dökülmüş, dünyalar güzeli çiçek solmuş gitmiş ama hala onu uçurumun dibine getiren adamın ellerini tutuyor sımsıkı. Adamın aklında hala başka yolların telaşı, merakı. Sonra ne yapacağım biliyor musun Asel? Sen yolun sonunda düşmemden korkup sımsıkı ellerimi tutarken seni o uçurumdan aşağıya iteceğim. Düşerken adımı sayıklıyor olacaksın. Saçların tel tel kopup yüzüme çarpacak sen düşerken ama hala adımı sayıklıyor olacaksın." Gülümsedin sonra bana dönüp. Ayağa kalktın. Ellerini uzattın. "Gelecek misin?" dedin. Bir saniye düşünmeden ellerini tuttum. "Ben zaten kışı çok severim."