Hani bazı insanlar vardır... Tanıdık, her yanını iyi bildiğiniz, gidince içinizin huzurla dolduğu evlere benzer bu insanlar. Huzurludur çünkü evin her yanında iyi kötü bir sürü anın yaşanmıştır ve nerde olursan ol dönüp dolaşıp yine eve gelmişsindir. Güvenlidir çünkü her ne olacaksa bilirsin, öngörebilirsin. Yağmur nerden sızar? Hangi pencereler soğuk geçiriyor? Hepsini bilir ona göre alırsın önlemini. Korkmazsın evin başına yıkılmasından. Çünkü zaten bin defa yıkılmıştır öncesinde de. Enkazı toparlayıp yeniden, yeniden inşa etmişsindir aynı evi. Ne olursa olsun gidebilirsin oraya. Başta istemezsin, "yine mi buraya gidiyoruz" dersin belki ama içine girince hatırlarsın o tanıdık bildik huzuru. Evi özlemişsindir. Duvarlarında ellerini gezdirirsin, her noktasını özlediğini fark edersin. Ne olursa olsun evin işte burası. İşte böyle bazı insanlar...
Dün akşam onca enkazın altından başımı kaldırıp ilk evime gittim. Bir şekilde hep hayatımda olan o eve. Evet huzurluydu, sakindi, fark ettim ki biraz da sıkıcıydı. Evin duvarları üstüme üstüme geliyordu sanki bu defa. Başka evlerin özlemi birikiyordu içimde. Bu dayalı döşeli sakin evin içinde nefes alamıyordum. Aklım bir önceki enkazdaydı çünkü. Yıkılmıştı orası. Yanmıştı, külleri uçmuştu, dağılmıştı dört bir tarafa. Ama hep bana huzuru veren bu evde bugün ilk kez yanan evimin küllerini özlüyordum. Biliyordum da hani tek yanan ev değildi. Bendim. Yanmayan tek kişiyse bir gün olsun benimle o eve adımını atmamış Bay M'ydi. O ev adamı değildi çünkü. Onun için pansiyonlar, oteller kafiydi. Ne gerek vardı evlere? Zaten yerinde duramazdı ki o. Varsın hepten yansındı Asel'in kendisi de, evi de.
Bir kış günü yanmış evimin kıyıda köşede kalan parçalarıyla ısınmaya çalıştım o gün. Baktım olmuyor nerde ne kadar ev varsa, beni başka evlere götürecek ne kadar yol varsa hepsini verdim ateşe. Yine de ısınamadım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder